top of page

ÇİNKO NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

  • Yazarın fotoğrafı: irem özbucak
    irem özbucak
  • 13 dakika önce
  • 3 dakikada okunur

Çinko, iki değerli bir katyon (Zn²⁺) olup tüm canlı organizmalar için gerekli, insan vücudu açısından ise esansiyel bir mikro besindir. Vücutta sentezlenemez; bu nedenle yaşam boyunca yeterli miktarda dışarıdan alınması zorunludur. Hücresel düzeyden sistemik düzeye kadar uzanan çok geniş bir etki alanına sahip olan çinko, insan organizmasında sayısız biyokimyasal, metabolik ve fizyolojik sürecin sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi için temel bir role sahiptir.

Vücuttaki çinkonun yalnızca yaklaşık %0,1’i kanda bulunur; geriye kalan büyük kısmı ise dokularda depolanmıştır. Toplam vücut çinkosunun yaklaşık %57’si iskelet kaslarında, %29’u kemik dokuda, %6’sı deride, kalan kısmı ise karaciğer, pankreas ve diğer organlarda yer alır. Bu dağılım nedeniyle, serum çinko düzeylerinin normal sınırlar içinde olması her zaman vücudun çinko durumunun yeterli olduğu anlamına gelmez. Klinik değerlendirmede bu nokta özellikle önem taşır.

Demirden sonra vücutta en yaygın bulunan ikinci eser element olan çinko; 300’den fazla enzimin yapısal ya da katalitik bileşeni olarak görev yapar ve lipit, protein ile nükleik asit metabolizmasında yer alan 2.000’den fazla genin transkripsiyonunu etkiler. Büyüme, gelişme, hücre yenilenmesi ve hormon metabolizması ile yakından ilişkilidir. Özellikle insülin metabolizmasında oynadığı rol nedeniyle, çinko eksikliğinde insülin direnci ve glukoz regülasyon bozuklukları ortaya çıkabilmektedir.


Çinko Gereksinimi ve Emilimi

Çinko gereksinimi yaş, cinsiyet ve fizyolojik duruma göre değişkenlik gösterir. Bebeklerde günlük ihtiyaç yaklaşık 7 mg, çocuklarda 11 mg, sağlıklı yetişkinlerde ise 10–15 mg/gün düzeyindedir; bazı kaynaklarda yetişkinler için önerilen alım 15–20 mg/gün aralığında belirtilmektedir. Gebelik, laktasyon, puberte ve büyüme dönemlerinde çinko gereksinimi artar. Günlük güvenli üst alım sınırı ise genel olarak 40 mg/gün olarak kabul edilmektedir.

Çinko emilimi esas olarak ince bağırsağın duodenum bölümünde gerçekleşir. Bazı aminoasitler ve kısa zincirli peptitler çinko emilimini artırırken; fitatlar, yüksek kalsiyum ve bakır alımı emilimi olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle özellikle bitkisel ağırlıklı beslenmede, alınan çinkonun biyoyararlanımı azalabilmektedir.

Normal serum çinko düzeyleri genel olarak 70–250 µg/dL aralığında kabul edilir. Değerlerin 40–60 µg/dL seviyelerine düşmesi durumunda hafif düzeyde çinko eksikliği klinik olarak belirgin hâle gelebilir. Çinko durumu serum, idrar ve saç analizleri ile değerlendirilebilir; ancak serum çinko ölçümleri tek başına her zaman yeterli bilgi sunmaz.


Çinkonun Sağlık Üzerine Etkileri

Bağışıklık sistemi için vazgeçilmez olan çinko, hem doğal hem de kazanılmış bağışıklığın sağlıklı işleyişi için gereklidir. Lenfositlerin fonksiyonlarını sürdürebilmesi, sitokin üretimi ve mukozal bariyer bütünlüğünün korunması çinko ile yakından ilişkilidir. Orofaringeal bölge ile burun ve ağız mukozasının epitel yapısı çinkoya bağımlıdır; bu bariyer ne kadar güçlü ise enfeksiyonlara karşı direnç de o kadar artar. Ayrıca çinko, süperoksit dismutaz ve glutatyon peroksidaz gibi antioksidan savunma enzimlerinin fonksiyonuna katkı sağlar.

Epitel dokunun temel yapı taşlarından biri olan çinko; saç, cilt ve tırnak sağlığında kritik rol oynar. Eksikliğinde bu dokularda yapısal bozukluklar, alopesi ve gecikmiş yara iyileşmesi görülebilir. Gastrointestinal sistem mukozası başta olmak üzere iç organların epitel yüzeyleri çinkoya bağımlıdır. Bu nedenle çinko, bağırsak bariyer bütünlüğünün korunması ve sızdıran bağırsak gibi durumların yönetiminde önemli bir yer tutar.

Endokrin sistem açısından bakıldığında, çinko pankreas beta hücrelerini oksidatif strese karşı korur ve insülinin sentezlenmesi, depolanması ve salınmasında aktif rol oynar. Diyabetli bireylerde plazma çinko düzeylerinin azaldığı; çinko desteğinin ise glisemik kontrol üzerinde olumlu etkiler sağlayabildiği gösterilmiştir. Ayrıca çinko–metallotiyonein kompleksi, pankreas hücrelerini serbest radikallerden koruyarak otoimmün hasarı sınırlayabilir.

Erkek üreme sağlığı için de önemli olan çinko; spermatogenez, prostat fonksiyonları ve erkek üreme hormonları ile yakından ilişkilidir. Çinko eksikliği sperm sayısında azalma, prostat büyümesinin hızlanması ve infertilite riskinde artışa yol açabilir.

Çinko, doğrudan antiviral özellikler de göstermektedir. Klinik çalışmalarda çinko içeren pastillerin soğuk algınlığı süresini kısalttığı ortaya konmuştur. Bu yönüyle çinko, bakteriyel ve viral enfeksiyonlarda bağışıklık sistemini destekleyen önemli bir yardımcı mineral olarak değerlendirilmektedir.

DNA replikasyonu, onarımı ve gen ekspresyonunda görev alan birçok enzimin yapısında yer alan çinko; endokrin antioksidan savunma sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Çinko eksikliğinde tümör baskılayıcı p53 protein düzeylerinin azalabileceği, bunun da DNA mutasyonları ve kanser riskini artırabileceği düşünülmektedir. Ayrıca sinyal iletim yolları, protein fosforilasyonu ve ikincil haberci metabolizması üzerinde etkilidir.

Nörolojik açıdan çinko, sinir hücrelerinde DNA bütünlüğünün korunmasına katkı sağlar. Uzun süreli çinko eksikliği nöronal hasarı artırabilir, nörofibriller yumaklar ve plak oluşumunu destekleyebilir. Alzheimer hastalığı ve demans gelişimi ile çinko eksikliği arasındaki ilişkiyi gösteren çalışmaların sayısı giderek artmaktadır. Çinko aynı zamanda metal detoksifikasyonunda görev alan önemli minerallerden biridir.


Çinko, vücutta yüzlerce enzimatik reaksiyonda görev alan, bağışıklık sisteminden hormon dengesine, cilt sağlığından nörolojik fonksiyonlara kadar çok geniş bir etki alanına sahip esansiyel bir eser elementtir. Ancak bu kadar önemli görevleri olan bir mineralin eksikliği, çoğu zaman sessiz ilerler ve farklı sistemleri etkileyen, birbiriyle ilişkisiz gibi görünen belirtilerle kendini gösterebilir. Peki çinko eksikliği hangi belirtilerle ortaya çıkar, kimler risk altındadır ve bu durum nasıl fark edilir? Tüm bu soruların yanıtlarını, çinko eksikliğinin klinik bulgularını ve tanı sürecini ele aldığımız bir sonraki blog yazımızda detaylı olarak bulabilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedaviye yönelik kararlar için mutlaka doktorunuza veya eczacınıza danışınız.


Kaynakçalar;

Doğan, M. (2020). Çinko Eksikliği ve Fazlalığı. Klinik Tıp Pediatri Dergisi12(1), 13-19.

Acarkan, T. (2015). Esansiyel Mikrobesin-Çinko. Bilimsel Tamamlayıcı Tıp Regülasyon ve Nöral Terapi Dergisi14(1), 15-19.

Yorumlar


bottom of page